“Ney,, imle Ben

Önce sen kalbimi çeldin düdüğüm;
Şu garip ömrümü aldın düdüğüm,
Öyle bir aleme daldın düdüğüm;
Başımı, dertlere saldın düdüğüm.

                                                Her işinde, yay kaldın düdüğüm;
                                                Sen ezelden mi ( Dral) dın düdüğüm ?..

Senelerce, sana, verdim de emek,
Tüketip bunca zaman, hayli yürek;
Yemedim, uğruna, günlerce yemek,
Bana , en sonunda mükafat bu demek ?

                                                Nazarımda, çok ufaldın düdüğüm;
                                                Sen, ezelden mi (Dral) dın düdüğüm?..

Hani, ulvi geçinen bir sazdın ?
İşvebazdın, güzeldin, pür nazdın.
Dudağımdan, sen hiç ayrılmazdın:
Gece, gündüz buseden yılmazdın…

                                                Kahbe bir kız gibi, maldın düdüğüm:
                                                Sen ezelden mi ( Dral ) dın düdüğüm?..

Sana, olmuştu da alem, hani yar:
Ötüyordun, düdüğüm leyl-ü nihar,
Dut yemiş bülbüle döndün bu bahar…
Neye sustun ? A canım ! söyle ne var ?
                       
                                                Bindiğim tek kuru daldın düdüğüm;
                                                Sen, ezelden mi ( Dral) dın düdüğüm ?..

Tuttuğun zer, oluyor şimdi bakır:
Deseler: < Ney, sazın üstünde şakır. >
Almıyor bir pula vallahi (çakır) *
Kime gitsen o diyor: <boynunu kır >
                       
                                                Bilirim, gayri bunaldın düdüğüm;
                                                Sen, ezelden mi. ( Dral) dın düdüğüm ?..

Suç senin; kimseye eğdin mi baş ?
Ama yokmuş – ne çıkar – evde hiç aş
Zannedip, kendini , kıymetli kumaş
                       
                                                Sanki evvelce, kraldın düdüğüm;
                                                Sen ezelden mi ( Dral) dın düdüğüm.?

Edebiyata girip,  hayli zaman
Şairin kalbine oldun halecan.
Üstüne, titredi her lahza cihan
Buna, sen ol da yerimde, gel inan

                                                O zaman, belki masaldın düdüğüm;
                                                Sen ezelden mi ( Dral) dın düdüğüm.?

Musiki burcune , sen ki mahtın
Tekkede aşka giden rahdın;
Aşıkın gönlüne girmiş, ahtın
Seni, ben sevdiğim anda şahtım.
           
                                                Neye sen böyle kısaldın düdüğüm ?
                                                Sen ezelden mi ( Dral) dın düdüğüm.?

Tüketip durmada, beyhude nefes
(GAVSİYA) gel, uzun etme, lafı kes
Çıkmasın gayri (ney) inden dahi ses
Senden, heyhat !.. Kaçıyorlar herkes:
Her işinde, yaya kaldın düdüğüm;

                                                Sen ezelden mi ( Dral ) dın düdüğüm ?..
                                                Her işinde, yaya kaldın düdüğüm;


Neyzen: Gavsi BAYKARA


*  Çakır: bundan 50 - 60 sene önceleri  İstanbul da çakır ismi ile anılan bir  meyhaneci.
    Bu gazinoda sazlar musiki  ve fasıllar icra ederdi

** Dral Dedenin Düdüğü Gibi :   Çırılçıplak manasına
      [ Osmanlı tarihi deyimleri ve terimleri sözlüğü sf: 478 ]            

*** Gavsi BAYKARA Neyzen Tevfiğin kabri başında nısfiye ile taksim yapmıştır